çılgın olmak, çıldırmak…

Gündüz Vassaf aylar öncesinden duyurmuştu. Amerikan Psikiyatri Cemiyeti, yeni psikopatoloji tanımlarını 2013 yılına kadar şekillendiriyor. Şimdiye dek geliştirilen tanımlar arasında öyleleri var ki, insanın dudağı uçukluyor. Örneğin, “psikoz risk sendromu”, “sinir denetimi bozukluğu”… Vassaf’ın yeirnde saptamasıyla, yakında herkes “deli” yaftasını yiyecek:

Amerikan Psikiyatri Cemiyeti ruh hastalığı tanımlarını 1960’ların sonunda esen özgürlük rüzgarlarının etkisiyle değiştirmişti. O günden bu yana dünya düzeni muhafazarkarların, köktencilerin etkisi altına girdi. Parlamentolarda sol muhalefet bile kalmadı. ‘70’li yıllarda, bireyin potansiyelini geliştirip geliştirememesinde sosyal faktörlerin önemi, adil ve zengin bir çevrenin oluşumu üzerinde durulurdu. Günümüzde, vahşi kapitalizmin egemen olduğu 20. yüzyıl başlarında da inanıldığı gibi, tekrar kalıtım vurgulanıyor. Genleriniz iyi, beyin dalgalarınız uygunsa kurtardınız. Kötüyse yandınız. İnsan davranış ve düşüncelerinin, kalıtımıyla çevresi arasındaki karşılıkla ilişkiyle belirlendiği gerçeği gene hasır altı ediliyor. Allahın insanı beş parmağı bir yaratmadığı düşüncesi gene revaçta. Psikiyaristler psikoterapiyle ilişki kurmak yerine ilaç dayıyorlar. Reçete müptelası oldular.
Amerikan Psikiyatri Cemiyeti, Mayıs 2013’de son halini açıklayacağı yeni psikopatoloji tanımlarını bu ortamda şekillendiriyor.(bknz. DSMV.org) Ağırlık semptomlardan çok kalıtımdan kaynaklandığı sanılan olası patolojiler üzerine. Böylece, özellikle gençler, egemen düzenin beklentilerine biraz ters düşen ergenlik çağındaki çocuklar, dünyanın dört bir yanında ‘psikopat öncesi özellikler gösteriyor’ diye damgalanacak.
Dünyada milyonlarca çocuk aşı bile olamadıklarından ölürken yeni yapay kategorilere yeni ilaçlar geliştirerek karlarına kar katan ilaç şirketleri işin cabası. Dünya demografisinde Batı merkezli 1. Dünya yaşlanırken, 3. Dünya gençleşiyor. (Sosyalist ülkelerden oluşan 2. Dünya artık kalmadı). 2030’lu yıllar için ortaya şöyle bir ürkütücü tablo çıkıyor.
Yaşlı Batı genç dünyaya ‘deli’ diyecek.

Ancak, Darian Leader yine de gelecek hakkında iyimser olabileceğimizi savunuyor. Zira , çılgın olmak başka bir şey, çıldırmak başka:

Realising that no one is healthy and normal does not have to mean pathologising or medicating them. On the contrary, it can introduce a more humane approach to so-called “mental illness”. Even Eugen Bleuler, who popularised the term “schizophrenia”, argued that the most common form of this condition was latent. Once we accept that we can have disorders that don’t activate – or to put it another way, that there is a difference between being mad and going mad – we might study what allows one person to function and another not to.

This is what old psychiatry once explored with detail and passion: the lifestyle choices, activities, roles or other solutions that people found to avoid breakdown. Studying these restitution mechanisms can help us to work with those who have not been so fortunate, and who find their lives shattered by the outbreak of psychosis.

The imperative to make people normal – rather than recognise the fault lines in all of us and strive to make them more bearable – is a constant pressure for a mental health force already overburdened by a focus on categorisation rather than on humane interactions and the uniqueness of an individual’s story. Multiplying labels will not reduce the distress of those suffering most in our society: it can only serve to mask the lack in what we provide.

Sözün özü, klinik açıdan normal olan ile psikotik durum arasında belirgin bir fark yok. Önemli olan kendimizi avutabilmek. ..